İçimdekiBirResminAnısınıHatırlatmakİstedimMüsadenizle
susup bıraktı bardağını göğe...
bir çınarın diliyle seslendi
mahalle duvarlarında bir afiş sızısı
kireçle yazılıydı tarih kale duvarlarında...
susup bıraktı sigarasını yer çekimine...
bir nehrin derinlerine haykırdı
ilk dişlisi dişini yeni çıkarmış bir çocuğun babasına değdirdi paslı zehrini
atlasların sınır boylarında bir telaş...
çekilmiş gözleriyle çekiçlere buğday kokusu
susup bıraktı kalemi tarihin koynuna
yazılamayacak onca trajedi
mahalle araları dar-ağaçlı
kale duvarları zifir ve kükürt dumanı
susup bıraktı ellerini bir namlunun çelik soğukluğuna
ikinci dişisi dişleri çoktan dökülmüş bir babanın ellerine bıraktı
makine sustu
çeliğin ışıltısına bir damla ter - kırmızı
susup bıraktı gençliğini
asıp bir ağacın dalına o en sevdiği gömleği
karelerine girip matematiğin ve uzayın
bir başağın gün ışıltısını görmeye gitti...
susup bıraktı sesini kale duvarları dışında
sonrası...
sonra..
son...
s...
...
..
.
gibi...
24 Haziran 2008 Salı
13 Haziran 2008 Cuma
NADYA (Kimsesiz Ülkeler Atlası)
kime kaldırsam kadehimi
kırılıyor
bir martı kanadı...
Bir bavulda seyehat eden martı…
Gözleri boncuk
Bir kibritin en kükürt hali
Sonra bir yangın
Tel örgüler
Dizlerinin dibinde bir yangın
Dilleri yakılan gölgeler...
sürgün
vatanın en kanlı hali...
burdasın işte Nadya...
adın
iklimin
suyun
aşkın
asıl burada değilsin Nadya
orasıyla burası arasında...
Saçlarımın karasına sakalımın kızılı gibi
kanla yazılan bir konçertonun içindeki mink nota...
Nadya
uyuyamıyorum...
kime kaldırsam VODKA mı kırılıyor bir martı kanadı...
bir bavulda sürgün edilen martı...
gözleri kırmızı
Daha kırmızı
Zifiri kırmızı…
dikenli bir tel
ağzımın içinde açan...
şimdi bilmediğim dilim kadar acılı klarnetin sesi...
Nadya!
Bilseydin
Duysaydın
Konuşsaydın
kırılıyor
bir martı kanadı...
Bir bavulda seyehat eden martı…
Gözleri boncuk
Bir kibritin en kükürt hali
Sonra bir yangın
Tel örgüler
Dizlerinin dibinde bir yangın
Dilleri yakılan gölgeler...
sürgün
vatanın en kanlı hali...
burdasın işte Nadya...
adın
iklimin
suyun
aşkın
asıl burada değilsin Nadya
orasıyla burası arasında...
Saçlarımın karasına sakalımın kızılı gibi
kanla yazılan bir konçertonun içindeki mink nota...
Nadya
uyuyamıyorum...
kime kaldırsam VODKA mı kırılıyor bir martı kanadı...
bir bavulda sürgün edilen martı...
gözleri kırmızı
Daha kırmızı
Zifiri kırmızı…
dikenli bir tel
ağzımın içinde açan...
şimdi bilmediğim dilim kadar acılı klarnetin sesi...
Nadya!
Bilseydin
Duysaydın
Konuşsaydın
22 Mayıs 2008 Perşembe
önsöz
ip…
(gerildi)
cambazlık tutmaz bir mayaydı ellerimizin nasırları…
köşe başı…
(tutuldu)
bir lağım faresi dolaşıyordu sade ve sadece arasında pisliklerin…
kelime…
(susturuldu)
istanbul üzerinden aklanan bir tarih kaldı geriye…
kırmızı…
(öfkelendi)
bir bayrak imalathanesinde boğuldu tüm herkes…
f…
(…)
eksildi kelimelerden bir tutsak ses…
umut…
(yaralandı)
kulağına üfler gibi adını yeni doğan güneşe…
biz…
(ayrıştırıldı)
bir deney tüpünün dağılışı gibi ertesinde tüm ben’lerin…
burada içimizde bir yerde
işte tam da burada…
nasırların buluşması sonrasında…
ip…
(koptu)
nasırlara damlayan son şiirdi kan…
… - ‘08 /…/ izmir
(gerildi)
cambazlık tutmaz bir mayaydı ellerimizin nasırları…
köşe başı…
(tutuldu)
bir lağım faresi dolaşıyordu sade ve sadece arasında pisliklerin…
kelime…
(susturuldu)
istanbul üzerinden aklanan bir tarih kaldı geriye…
kırmızı…
(öfkelendi)
bir bayrak imalathanesinde boğuldu tüm herkes…
f…
(…)
eksildi kelimelerden bir tutsak ses…
umut…
(yaralandı)
kulağına üfler gibi adını yeni doğan güneşe…
biz…
(ayrıştırıldı)
bir deney tüpünün dağılışı gibi ertesinde tüm ben’lerin…
burada içimizde bir yerde
işte tam da burada…
nasırların buluşması sonrasında…
ip…
(koptu)
nasırlara damlayan son şiirdi kan…
… - ‘08 /…/ izmir
23 Mart 2008 Pazar
BuGün'e Dair birkaç küfürümsü üfürük...
"bugün pazar.
bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar."
bugün pazar...
gri...
sopalar gibi zifiri...
bahar provası
gri fonda açan çiçek
aşkını ezbere bildiğim
dilini bilmediğim bir sevda...
bulut gibi beyaz
göz yaşı
limon
çay
ve
ateş...
aşk varsa birleşmli beden...
terlemeli alın
doğmalı güneş...
bugün pazar...
gri fonda çalınan bir senfoni
ateşin adı...
aşk varsa
SUSMAK UTANÇTIR...
23/03/2008 - İzmir (çankaya-alsancak-konak)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)